HOBİBAHCESİ.ORG
Bahçe,Botanik,Bodur Ağaçlar, Köy Fırını ile
Bahce Kulubesi yapımı, Denizcilik, Tekne Yapımı konularında bilgiler
 
SU KUYUSUNA İHTİYACINIZ VARSA EĞER ÖNCE BU YAZIYI OKUYUN..
  
Bahçesine, Evine , bağına su ihtiyacını karşılamak için  bir su kuyusu  açmayı düşünen arkadaşlarımız eğer merak ederler ve deneyim kazanmak isterlerse bizim  yaptığımız keson kuyu açma uygulamasının  detaylarını ve sonuca kadar yaşadıklarımızı buradan okuyabilirler.
 
 
AÇTIĞIMIZ KESON KUYUNUN HİKAYESİ; NELER OLACAK HEP BERABER GÖRELİM.  

Bahçemize diktiğimiz ağaç ve diğer bitkilerin yaşaması için bildiğiniz gibi su olmaz sa olmaz. Bu nedenle kuyu kazmaya karar verdik ama bahçenin neresine kuyu açmak gerekiyor bunu bilmiyoruz ancak çevreden aldığımız bilgilere göre bölgemizde kuyulardan su çıktığını hemen hemen her kazı suya ulaşabildiğini öğrendik. bu bizi biraz daha şevklendirdi tabii tam tersini söylselerdi. Bir kere daha düşünmemiz gerekiyordu. Bu işe başlamadan önce bir çok yerde araştırma yaptığım sırada yer altı suları konusunda en detaylı ve anlaşılır şekilde konuyu anlatan ki bu yazıyı yazımın sonuna ekledim. Bilimsel makaleyi mutlaka okuyunuz.  ancak  bilimsel gerçekler bir yana uygulama da durum nasıl hep beraber  bir de ona bakalım.

 Kuyu açma işinde  iki yöntem var.

a)  Özel makineler ile Sondaj yapılması: Bu yöntemde  100 metre 200 metre gibi derinliklere inebilmek mümkün ancak bu işlem bayağı masraflı oluyor.
 
b)  Keson Kuyu                                   :  Geleneksel olarak yüzyıllar boyunca uygulanmış ve insan gücü kullanılarak kazmak, taş döşemek  veya  beton atmakla işleyen bir sistem. Ancak Su çıkmazsa  eğer daha derinlere inmek o derece  zor olan bir yöntem. Her zaman da sonuç alınamamsı nedeni ile  emek ve paranın boşa gitme riski olan bir yöntem. 
Arkadaşımla bu riskleri de göze alarak KESON KUYU  kazdırmaya ve şansımızı denemeye karar verdik.
 
Önce arkadaşıma ait bahçenin uygun bir köşesinde bir yer tespit ettik. Bunun için herhangi bir  dut dalı, bakır tel vs. gibi yöntemler ile arama yapmadık  şansımız varsa yüzeysel su damarına denk geliriz dedik. 
 
ülkemizde Yer altı suları için kazı yapmak D.S.İ  Yeraltı suları yönetmeliği ile düzenlenmiş. Buna  göre elle kazılan ve 10 metreden daha derine inilmeyen kuyular için  izin almanız gerekmiyor. (!)  Ancak yinede DSİ Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğüne Kuyu açaçacığınız yerin Tapu ve kimlik fotokopisini ekleyeceğiniz bir  dilekçe  ile müracat etmeniz ve dilekçe soncunda DSİ size 10 m den derin olmayan keson kuyu lar için belge vermeyeceğini belirten bir cevap yazısını almanız gerekiyor.  Bu belgeyi önemsiz gibi algılamayın zira elektrik idaresi elektrik vermek için bu belge ile müracat etmenizi istiyor. 
 
Bizde 10 metreye kadar kazmayı planladık ve işe başladık.
 
BAŞLANGIÇ : 150 cm çapında çünkü çevresine atacağımız 10 cm kalınlığında ki betondan sonra kalan 130 cm olacak bu da bayağı iyi bir açıklık kazma kürek kullanımında sıkışmadan çalışabiliniyor.  Besmelemizi çektik ve kazmayı vurduk.  Kazma işini bizimle çalışacak olan arkadaşımız yapacaktı. Arkadaşımız bizim kazmak dediğimize "Eşmek " diyor.  Kuyunun 1. metresini eştiğimiz sırada tamamen NEBATİ dediğimiz yumuşak bir toprakla karşılaştık.
 
 
 
 
i
 
 
1.GÜN/ 0.80 Metre : Günün sonunda  80 cm derinliğe kadar eşmiştik. 80 cm saçtan yapılmış kalıp yerine çakıldı. Arkadaşımızın 2 torba çimento ile yapmak istediği harca müdahele ettik. Çünkü bu işlemde beton içine demir konulmuyormuş. Öyle isse daha sert bir beton olsun istedik. Harca  3 torba çimento koyarak  çakıllı kum  ile  karışan  harc kalıba döküldü. Birinci günün sonunda 0.80 metre derinliğe inmiş olduk. 
 
Kuyu beton kalıpları
 
 Kalıp demirleri.
                                                                                                                                             
 
 
2. GÜN : Kazıya devam edebilmek için kuyu çevresine 10 cm kalınlığında attığımız beton kalıbın kurumasını bekledik. Artık kazdığımız toprağı yukarı almak için bir  vinç yada çıkrığa ihtiyacımız vardı. bizde bunu resimde görülen ve yapımını yazdığımız  yöntemle yaptık. 
 
 
VİNÇ/ÇIKRIK : Kalıbı donmasını bekleme sırasında bundan sonra bize vinç görevini üstlenecek basit bir çıkırık yaptık.
 

Vinç yapımı: Kuyu başına 15 cm çapında ve 2, 2.5  metre uzunluğunda  ahşap elektrik direği gibi yuvarlak bir kalasın ortasından sağa ve sola 50 şer cm  boş bırakarak sağ ve sol tarafta birbirlerini kesen delikler açarak içinden 2.5 cm kalınlığında deliklere geçmiş borular dan oluşan bir vinç yada çıkırık yaptık.

Kuyu başının sağ ve soluna  X  şeklinde çaktığımız 5x10 kalasların çaprazının üstüne yuvarlak kalası yerleştirdik. Yuvarlak kalasın bir noktasında 1 cm lik bir deliğe 10 mm çelik halatı geçirip çiviler ile ucunu çakarak sabitledik. Çelik halatı kalasa sardırdık  ucuna taktığımız kanca ve kovadan sonra  basit vinç imiz de hazır oldu.

3.Gün/ 1.60 Metre : Çalışan arkadaşımız  aşağı inerek eşmeye devam etti. Eştiği toprağı kovaya dolduruyor ve bizde basit vinç imizin kollarını çevirerek yukarı çekiyorduk.  Biraz  o,  biraz biz çalışarak gün sonunda kalıp boyu kadar kazdığımız zaman duruyor ve beton harcı hazırlayıp kalıba betonu döküyoruz. paydos. 

2. metreye  geçildiğinde toprağın yapısı değişmeye başladı. İçinde beyaz beyaz kireç taşlarının  bulunduğu kahverengi bir toprakla karşılaştık. Daha önce korktuğumuz gibi henüz taş ve kaya tabakası çıkmadı.

4.Gün/ 2.40 Metre : Havanın da sıcaklığından kalıbımız bir gecede  iyice donmuştu. Kazmaya devam ettik 3. metreye doğru devam ettik. Toprak yapısı yavaş yavaş hardal rengine dönmeye başladı. Çok az nemli olduğunu hissetmeye başladık ama bu metrede normal  olması gerektiğini söyledi. Kuyu kazan arkadaşımız. O böyle dese de biz  epeyce  umutlanmaya başladık.” Su Çıkacak çıkacak”  diyorduk. Günün sonunda Kalıp kurumuş olsa da her ihtimale kalıbı sökmedik. 2. kalp sacı ile kalıbı çakıp betonu döktük.

5. Gün : Yağmur nedeni ile Çalışma yapamadık.

6.Gün/ 3.20Metre : Kazmaya devam ettik toprak daha nemli ve hardal rengi ile devam etti. Ara ara sert kaya parçaları çıkıyordu. Kazmak da bu yüzden yavaşladı. İşimizi zorlaştıran kayaları kırmak için çift tarafıda sivri olan kazama yaptırdık. yinede  günün sonunda zar zor 80 cm daha inmiş ve Kalıbımızı çakıp betonu dökmüştük.

Ne yalan söyleyeyim 4. veya  5. metrede su bekliyordum. Hani piyango alırsınız ve işte bu sefer çıkacak duygusuna kapılırsınız ya öyle bişey hissettim.

7.Gün/ 4.00Metre : Kuyu başına gelirken bir bakmışız tepeye kadar su dolmuş diye gülüşüyorduk. Kuyuya geldiğimizde Kalıplar donmuş ama henüz  beklediğimiz su yoktu. Tekrar eşmeye devam ettik. Artık toprak daha sert ve hardal rengi  kaya tarzında çıkmaya başladı. Kazı iyice zordu. Kompresör çağırmamız gerektiğini düşünmeye başlamıştım. 

8.Gün/ 5.30 metre : Sabah kuyunun başına geldiğimizde  işte bu gün su  gelmiş deriz diyorduk. ama henüz bir şey yoktu. kazmaya devam ettik. havalar bozmadan kazı işi bitmeliydi.  Öğlen olmuştu hala çıkan kayalar ile uğraşıyor ancak. aşağıda çalışmayı değişerek hızlandırmaya çalıştık. Bu gün inebildiğimiz kadar çok inmeliydik Sayıca da kalabalıktık bu avantajı kullanmalıydık.  Bir de su çıksa daha çok heveslenecektik. Bir ara Çalışanın  vurduğu bir kazmadan sonra kuyunun sağ tarafındaki   bir taşı aldığında incecik  bir su sızmaya başladığını gördük. o an yaşadığımız duyguyu anlatamam “bulduk bulduk işte” dedik.  Hemen o bölgeyi kazmasını istedik veee Su gittikçe çoğalmaya başladı. bu sırada  ben derinliği ölçmeye karar verdim. ölçtüğüm derinlik 5.30 cm di.  

Sevinmedik desek yalan olur.  Biz topraktan sızan yağmur suyundan  kaynaklanan bir sızma olduğunu düşündük. Kuyuda ki çalışma alanına  suyunda gelmesi ile ortamda hafif bir çamur olmaya başladı. Kovalara konan toprak ve kaya parçaları  sulu geliyordu. Artık aşağıda çalışmak epeyce sulu ve zor oldu. Bu durumda da olsa kazmaya devam ettik. Akşam olduğunda 5.30 metreye inmiştik.   Paydos ettiğimizde  Bir küreğin boyunu 130 cm  ölçerek kuyuda dik olarak bıraktık ve kuyudan ayrıldık. beton atma şansımız olmadı ki bu dönemde artık beton atmayacağız.

 
9 ve 10.Gün / 6.10  metre : Bizim sızan cılız su, bir gecede sıza sıza  1 metre 30 cm  derinliğinde su doldurmuştu. Damlaya damlaya göl olur sözünün tam karşılığı da bu oldu. Yani kuyumuz  su doluydu. Sevindik ama biraz daha kazmamız gerektiğini düşündük. bu nedenle biriken suyu dalgıç pompa yardımı ile dışarı aldık ve zor da olsa   kazmaya devam ettik.  İki nedenle az daha kazmamız gerkiyordu. 1) ilk suyun çıktığı noktanın ne kadar altına inersek su seviyesi sifon etkisi ile hep dolu kalacak. 2) dolan su için bir hazne yani  suyun dolacağı bir hazne oluşturmamız gerekiyordu. Bu hazne 2 metreden az olmamalıydı. şapır şupur suyun içinde yarım saat çalışıp sonra kovalar ile suyu boşaltıyor tekrar devam ediyorduk. Böylece 5.30 metreye kadar inebildik.  resimde görüldüğü gibi kuyunun dibi çok sulu artık. İstediğimiz de bu değilmiydi. Şikayet edemeyiz. bu sulu ortamda ki uğraşımız bize yıllarca su sağlayacak bir banka olacak.
 
 
 
 
 
.11.gün /6.00 metre :  Kuyunun başına gelirken su çıktımı diye gelmiyoruz artık kaç cm su var diye geliyoruz. bu güzel birşey SU HAYAT tır. Bunu bir kez daha fiilen anladık.  Suyu boşaltıp çalışmaya devam ettık. hızlı olmalıydık. Bu nedenle hep beraber hızlı olmaya özen gösterdik. Sanırım bekleyn su kuyunun dibinde ki kumları yumşatarak daha rahat kazılıyordu ama su devamllı geldiğinden suyu kuyu içinde bir yere alıp çalışıyor sonra diğer bir tarafa alarak merdiven gibi kazıyordu. sonunda 6 metreyi bulduk. Betonlamayı  en son bıraktığımız yerde kalıp çakarak son betonumuzu attık. Başka beton atmayacağız. Kazma işine de son verdik.
 
Artık kuyumuzda suyumuz var. En kurak yazlardan biri olarak gördüğüm  2012 yılı Yazında hiç yağmur yağmadan geçen uzun bir  yazın sonunda kuyuda bu metrede suyumuz varsa... kışın ve diğer dönemlerde de  İnşallah suyumuz olacak. Kalıpları ve çıkrığı söktük. Şimdi kuyu üstünün beton atılarak kapatılması işi kaldı. Ondan sonrada çıkrık, tulumba ve dalgıç pompa gibi çeşitli yöntemler ile suyu çıkarmaya çalışacağım. Tulumbayı  nostaljik ve pratik kullanım için yapacağım.
 
Kuyu kapak betonumuz da atıldı. Beton üzerine 10.10.2012 bitim tarihinide yazdık.
 
 

KUYUNUN ÇALIŞMASI : Kuyuyu çalıştırmamız gerektiğini söylediler. Bu kuyuda su var. diyerek kapağını kapatıp gidilmemesi ve devamlı doldur boşalt yapmaya  ve kuyunun su kanallarının açılmasını sağlamanız gerkiyormuş. aksi halde kuyu kanalları çalışmazsa susuz kalması da muhtemelmiş.

 
 
Kuyumuz kazıldı ve yeraltı suyunuda bulduk şimdi yeni bir sorun da beraberinde yeni başlıyor demek...Sorun  suyun yukarıya çıkarılması;  bu devirde su tulumbası ile tonlarca su çıkarmayacağımıza göre makineler kullanmamız gerekiyor. Şimdi şöyle bir bakalım. Kuyumuzda 2 metre derinliğinde su var ve bu su kaç metreküp su demek acaba. Bunun için  bir hacim hesabı yapmamız gerekiyor. 
Hacim Hesabı Formülü : V= 3.14 . r'    veya  V= π.H.D2 / 4
 
Kuyumuzun Çapı net 130 cm ve su yüksekliği 200 cm  buna göre yapılan hesapta  3.14 x  x 2 = 2.653 M3  suyumuz var. 
 
                                                                   
 
 
 
 
 
 
TULUMBALAR VE ÇALIŞMA PRENSİBİ ŞEMASI  (Şema Tubitak dergisinden alındı)
 
 
 
Bu suyu çıkartmamız gerekiyor.  Su pompaları çok çeşitli tekniklere sahip makinelerdir. Bu  eski bir tulumba olabildiği gibi elektrik ile çalışan pompalar da olabilir. Sizin ihtiyaçlarınız ve kuyunuzun durumuna en uygun olanına karar verebilmeniz için kendim için yaptığım araştırmayı sizlerde yararlanırsınız diye burda yazmaya karar verdim. Bilgi sahibi olanlarda okumayabilir.
      
 
          1) Elektrik gücü ile çalışan pompalar.
           a)Santrifüj pompalar           b) Dalgıç  pompalar..                                                                          
         
 
                             
 
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              
                                                                                                  
                                                   
 
a)  Santrifüj tipi motorlar; Yapım tekniğine baktığımızda yüksek devirlerde dönen  küçük paller ile suyu emerek belli bir yüksekliğe ve düzlemde taşıyan pompalardır. 
b) Elektrik  ile çalışan pompalar,  kendi içlerinde   çalışma tekniği açısından birkaç dala ayrılmaktadır.  En çok kullanılan ve tercih edilen su  pompası  DALGIÇ TİP Pompalardır. Bu tipte elektrik motoru  boru şeklinde bir kasanın içine monte edilerek  alt tarafından emdiği suyu yukarıya doğru basmakatadır.  bu yolla suyu kuyudan çıkarmış oluyorsunuzz.  Motor Üzerne monte edilmiş sensörler sayesinde kuyunuzda su kalmadığı zaman motorun yanmasını önleyen bir sensör sayesinde motora giden elektrik devresni  kesen bir sissteme sahiptir. Her türlü temiz su, pis su gibi ortamda kullanılabilecek şekilde dizayn edilmiştir. Kendi aralarında  da Kaç metre derinlikten su çekebileceği ve kaç metre düz alanda suyu  taşıyabileceği belirli özelliklerindendir. )  
2) Akaryakıtla çalışan moto pompalar
    a) Benzin  motorlu  pompalar
    b) Dizel motorlu pompalar. 
 
 
Benzin ve dizel motorlu pompalar (Motopomp'lar) bu tip motopomplar çiftçinin dereden, gölden, kuyudan çok seri bir şekilde herhangibir bağlantıya ihtiyaç duymadan su çekerek hızlı su temin edilmesini sağlayan makinelerdir. tek sıkıntısı benzin veya mazot sarfiyatı  olmasıdır. Tabi birde motorların dikkatli bir bakıma ihtiyaç duymasıdır. Hangisi işinize uygunsa en küçüğünden en büyüğüne alabilirsiniz bazıları ki bu oleomac denilen markanın okadar küçük bir pompası var ki ya bundan ne olur dedirtecek kadar küçük ama çalıştığı zaman insanı şaşırtacak kadar iyi su çekiyor.
 
 
    
 
 
 
 
 
Naci YILMAZ'dan Hepınize bol sulu kuyular denk gelsin temennisi ile sağlıklı günler. .
 
 
 
SU KAYNAKLARI VE JEOFİZİK
Abdurrahman TAŞLI (Jeofizik Mühendisi) Arkadaşımızın  yazmış olduğu tüm bilimsel detaylarını da okumanızı bekliyorum. 
1. Yeraltı Suyu, Önemi ve İstifade Şekilleri
Yeryüzüne düşen yağmur ve eriyen kar sularının derelerden akarak göllere veya denizlere ulaştığını
hepimiz biliriz. Yeryüzünde buharlaşarak atmosfere çıkan ve bulutları oluşturan su daha sonra
yoğunlaşarak tekrar yeryüzüne dönmektedir. Buna yağış diyoruz. İşte bu yağışların bir kısmı sel olarak
göl veya denizlere gitmekte, bir kısmı bitkiler tarafından emilmekte, bir kısmı tekrar buharlaşmakta, bir
kısmı ise geçirimli yer katmanlarına sızmaktadır. Bizi ilgilendiren yeraltı suyu işte böyle geçirimli yer
katmanlarına sızarak oluşmaktadır.


Bir sahada yeraltı suyu vardır diyebilmek için üç ana koşulun bir arada olması gerekir:
1. Beslenme sahası, yani yağmur sularının üzerine düşerek yeraltına sızacağı saha.
2. Poröz yani boşluklu bir ortam. Bu ortam kum, çakıl gibi taneli formasyonlar veya kaya çatlakları olabilir. Kayalar içerisinde yeraltı suyu taşımaya en uygun olanı kireç taşlarıdır.

Atmosferden bir miktar CO2 alan yağmur suyu kireçtaşı üzerine düştüğünde yatay tabaka ve düşey çatlakları olan kireçtaşına sızmakta ve zaman içerisinde çok büyük boşluk sistemlerini oluşturmakta Bu sistemlerde yeraltı nehirleri, gölleri bile meydana gelebilmektedir. Bu sistemlere karstik sistem denilir ve bunlar yeraltı sularının en bol bulunabileceği ortamları teşkil ederler.

3. Üçüncü ana koşul ise boşluklu veya çatlaklı ortama sızan suların yeraltında depolanabileceği,birikebileceği bir yapının var olmasıdır. Bütün bu şartları en iyi anlatmanın yolu içine kum ve çakıl doldurulmuş bir banyo küvetidir. Burada banyo küvetinin yüzeyi geçirimsiz tabakayı, kum ve çakılın üst yüzeyi beslenme sahasını, içindeki kum-çakıl boşluklu ortamı (yani akiferi), banyo küvetinin yapısı ise
rezervi yani yeraltı suyu deposunu oluşturur. Bu örnek bazı ana kavramları kolayca anlatmak için verilmiştir. Esasında olay tabiatta çok daha karmaşıktır. Yeraltı suları dinamik bir yapıya sahiptir, beslenir, depolanır, boşalır. Su tablasının belli bir
eğimi vardır ve toplanan su belli bir istikamete hareket ederek membaları beslemektedir.
Yeraltı suyu banyo küveti örneğinde olduğu gibi her zaman serbest bir şekilde bulunmaz, genellikle hapsedilmiş ortamlarda bulunur. Bunlara mahpus (hapsedilmiş) yeraltı suyu denir. Yani suyu tutan tabaka (akifer) iki geçirimsiz zon arasında sıkışmıştır.  sondaj
kuyularında su seviyesi yükselecektir. Suyun kuyu ağızından akması halinde artezyen, daha aşağılarda kalması halinde ise semi-artezyen kuyular denir.

Kısaca bilgi verdiğimiz yeraltı suyu kaynakları, dünya nüfusunun artması sebebi ile sulama, içme suyu, kullanım suyu ve sanayi suyu rezervleri olarak her geçen gün önem kazanmaktadır. Özellikle yer üstü sularının kifayetli olmadığı ortamlarda her geçen gün yeraltı suları daha çok kullanılır hale gelmektedir.
Tabii yeraltı suyu rezervleri bitmek tükenmek bilmeyen veya yoktan var olan zenginlikler değildir. Her havzanın yıllık beslenmesi ve çekilebilecek emniyetli su miktarı çok yaklaşık olarak hesaplanabilmektedir.
Devlet 10 metreden daha derin kuyuları tıpkı maden yataklarında olduğu gibi kamu malı kabul etmiş ve yeraltı suyundan istifadeyi izine bağlamıştır. Bu izin DSİ tarafından verilmektedir. İzinsiz açılan kuyular, yukarıda bahsi geçen kullanılabilir emniyetli su rezervi hesaplarını alt üst ettiği gibi bir çok sahada,kullanılmaması gereken kötü kaliteli suların bilinçsizce araziye verilerek nebatların kuruması, verimin
düşmesi ve arazinin çoraklaşmasına neden olmaktadır. Bugün kuyu açılabilecek sahalar jeolojik etüdlerle belirlenmekte, ayrıca çeşitli yeraltı problemleri jeofizik etüdlerle çözülmekte ve bilinçli yaklaşımlarla kuyu açılmaktadır.

Bu etüdler sonucunda;
1. Sahada yeraltı suyunun bulunup bulunmadığı,
2. Suyun çıkabiliceği derinlik,
3. Yeraltında suyu tutan tabaka,
4. Suyun tuzluluk (NaCl), acılık (CaSO4) veya diğer kirlenmelere maruz kalıp kalmadığı, dolayısıyla işe yarayıp yaramayacağı anlaşılabilmektedir.
Böylece boş yere yatırım yapılması önlenmiş olur. Buda milli ekonomiye katkı demektir. Özellikle sahil kesiminde deniz suyu girişimi tehlike teşkil ettiğinden rasgele sondaj kuyuları açılmamalıdır.
5. Kuyu Sondajı
Yeraltındaki su, maden, petrol gibi zenginliklerden istifade amacıyla açılan dar ve derin kuyulara sondaj kuyusu diyoruz. Yeraltı suyundan istifade amacıyla açılan

Sondaj kuyuları üçe ayrılır;
1. Çakma Kuyular,
2. Darbeli sistemle açılan kuyular,
3. Rotary sistemle açılan kuyular;
Çakma kuyular: yumuşak alüvyon arazilerde yeraltı suyunun satıha yakın olduğu ve tek filtre ile netice alınabilen akiferin kum çakıl gibi temiz seviyelerden teşekkül ettiği durumlarda iyi neticeler verebilmektedir. Ucuz ve basit bir yöntem olup çakılan borunun içinden klapeli beyler kovası ile tabandaki malzeme boşaltılarak boruyu sağa sola oynatarak istenilen seviyeye indirmek suretiyle açılmaktadır. Büyük molozlar balta denilen özel aletlerle kırılmaktadır.
Darbeli sistem sondaj kuyuları : Kireçtaşı gibi sağlam zeminlerde açılmaktadır. Sistem çakma kuyulardakine benzer ve ucuzdur. Ancak uzun sürede açılması sistemin terk edilmesine neden olmuştur.
Rotary sistem Sondaj Kuyuları : Çamur sirkülasyonlu rotary sondaj en yaygın sistemdir. Matkap, drill-collar denilen ağırlık ve tijlerden ibaret sistem döndürülmekte ve çamur sirkilasyonu ile matkabın soğutulması, kesilen parçaların dışarıya
atılması ve kuyunun göçmemesi temin edilmektedir. Rotary sondaj makinasının kuyu sondajına başlamadan yapılması gereken en önemli işlem teraziye alınmasıdır. Makina mekanik veya hidrolik krikolarla kaldırılır, önden ve arkadan takozlanır ve her iki istikamette teraziye alınır  Bazı sağlam olmayan zeminlerde zaman içinde meydana gelebilecek oturmalara mani olmak için beton platformlar hazırlanmaktadır.
Eğri delinmiş kuyular üzerinde önemle durmak gerekir, ideal olan düşeyden sapmamış kuyu olmakla
beraber, pratikte her kuyuda bir miktar sapma vardır. Düşeyden sapmış kuyularda teçhiz borusu hiç inmeyebilir veya bir tarafa sürterek iner. Bu durumda çakıl zarfı tek taraflı ve yetersiz olmakta ve kuyu cidarına yaslanan filtre borusundaki delikler tıkanmakta, bu kısımdaki kil keki atılamadığından su girişi azalmakta ve randıman düşmektedir. Eğri kuyularda daha teçhiz borusu indirilirken kopmalar meydana gelebilir. Boru indirilse bile kuyunun silt çekmesi önlenemez. Bu yüzden kuyuda zaman içinde dolgular meydana gelir, pompa aşınır, verim düşer ve randıman alınamaz. Kuyunun sapmaması için DC
(drill-collar, yani ağırlık) ve stabilizerler kullanılmakta dar çaplı pilot delikler açılarak daha sonra hole-opener denilen tarama matkapları ile genişletilmektedir. Yukarıdan pull-down denilen hidrolik baskılı makinalarda sapma çok daha fazla olmakdadır. Sert ve yumuşak formasyonların münavebeli yer aldığı sahalarda, molozlu formasyonlarda ve jeolojik tabakaların yatay olmadığı durumlarda sapmalar daha kolay olur.

 Sondaj Kuyularında Teçhiz
Delme işlemi bitirildiğinde kuyunun teçhizine sıra gelmektedir. Her bir metre derinlikte alınan kırıntı numuneler değerlendirilerek filtre boruların konulacağı yerler kararlaştırılır. Pratik bir ifade ile teçhiz borusunun rahatça indirilebilmesi ve kuyu cidarı ile boru arasındaki boşluğa yeterli çakıl zarfı yerleştirilebilmesi için kuyu çapı teçhiz çapının en az iki misli olmalıdır. Örneğin kuyuya 8 5/8" teçhiz borusu indirilecek ise kuyu çapı en az 15" olmalıdır.
Sondaj boruları kuyu teçhizinde kullanılan PVC veya metal kökenli borulardır. PVC borular ile genellikle sacdan imal edilen metal borular arasında tercih yapılırken sahanın özelliği ve yeraltı suyunun kimyasal analizi dikkate alınmalıdır. Kalite bozukluğunun söz konusu olduğu sahalarda, tuzlu, acı ve PH dengesi bozuk olan asit karakterli sularda sac borular problem yaratmakta ve genellikle kısa sürelerde çürüyüp  paslanıp kullanılmaz hale gelmektedir. Ayrıca bu borular özellikle içme suyu kuyularında kirlenmelere de
sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra PVC boruların en sakıncalı özelliği kolayca kırılması ve bükülmesidir.
Bu borularla teçhiz edilmiş kuyularda eğrilikler meydana gelebilmektedir.
Teçhiz sırasında önemli bir konu da borunun kuyuya ortalanmasıdır. Özellikle PVC teçhiz borularında ortalayıcı yayların kullanılması zorunludur. Sac teçhiz boruları daha rijit olmakla beraber bu tip borularda da ortalayıcı (merkezleyici) yaylar kullanmakta büyük fayda vardır.


PVC borularla teçhiz edilecek kuyularda özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:
1. PVC boru kullanımı kalitesi bozuk, asit karakterli sahalarla sınırlı kalmalıdır.
2. Akma ve göçme olaylarının sıkça meydana geldiği konsolide olmamış, bağlantısız formasyonlarda yan basınçlar çok fazla olabileceğinden bu nevi sahalarda kullanılması sakıncalı görülmektedir.
3. Bu boruların teçhizi sırasında mutlaka ortalayıcı yaylar (Centrelizer) kullanılmalıdır.
4. Yıkama ve çakıllama esnasında boru askıda tutulmalıdır.
5. Pompa montajında ve de-montajında dikkatli davranılmalı hareketler yumuşak ve yavaş olmalıdır.
6. Özellikle pompa monte edilmiş kuyularda dışarıdan düşebilecek ufak bir somun bile pompanın
çekilmesi sırasında kuyu teçhiz borusunun yırtılmasına neden olabileceğinden kuyu ağızı sağlam bir şekilde kapatılmalıdır.
Metal borular genellikle çelik sacdan imal edilmektedir. Bunun yanı sıra paslanmaz çelik borular da kullanılmakta ancak çok pahalı olduğu için tercih edilmemektedir. Sac borular manşonlu veya kaynak ağızlı olabilir. Daha sağlam, daha rijit borular olup kolay kolay kopmaz, eğrilmez ve bükülmezler.

Bu boruların teçhizde kullanılması durumunda dikkat edilecek hususlar;
1. Her şeyden önce boru imal edilecek sac TSE standartlarına uygun olmalıdır.
2. Et kalınlığı boru çapına uygun olarak 4-6-8 mm olmalıdır.
3. Kaynak ağızı açılmış olmalıdır.
4. Boruda ovallik olmamalı, kaynaklar muntazam olmalıdır.
5. Borunun uç kısımları düzgün olmalıdır.
4. Yıkama ve Çakıllama
Kuyularda yıkama işlemi temiz su ile ve tabandan itibaren yapılır. İdeal yıkama
çalkalama pistonu ile yapılır. Piston en alttaki filtre borusunun hemen üzerine kadar indirilir ve pompa ile su basıldığında tabandan itibaren kuyu cidarına su gittiğine böylece emin olunabilir. Şekil 7'de bu durum gösterilmiştir. Yıkama işleminin sonuna doğru kuyu çakıllanır. Pratikte, kullanılan çakıl, 5-15 mm çapında yuvarlak sert taşlardan oluşmuş, yıkanmış ve elenmiş olmalıdır, ayrıca suda erimemelidir.
 Çakıllamanın faydaları aşağıda sıralanmıştır:
1. Kuyu cidarının yıkılmasını önler.
2. Silt, kum, kil gibi malzemelerin filtre yarıklarını tıkamasına mani olur.
3. İnce malzemelerin kuyu cidarı boyunca inerek tabandaki filtreyi tıkamasına mani olur.
4. Yine ince malzemelerin, filtre etrafına yığılıp su girişine mani olmasını önler.
5. Akifer tabakalardaki ince malzemelerin inkişaf sırasında dışarıya atılması nedeniyle meydana gelen boşlukları önler ve yıkıntılara mani olur.
5. İnkişaf
Sondajı tamamlanmış kuyuda yapılan temizlik ve geliştirme işlemlerine inkişaf denir. Yaygın olarak kuyu inkişafı için basınçlı hava kullanılır. Ancak daha önce bahsi geçen çalkalama pistonu en faydalı aletlerden birisidir. Çalkalama pistonu, kuyu çapından 1" küçük çapta 3 adet kolay kırılmayan ve kopmayan ağaç disk arasına, kuyu çapında kesilmiş 2 adet köselenin konulması ile yapılır. Yapılması ve kullanılması
kolaydır. Takımın ucuna bağlanan piston en alttaki filtre borusunun hemen üzerindeki kapalı boru içerisinde aşağı yukarı hareket ettirilerek filtre karşısındaki formasyona tıpkı bir emme basma tulumba gibi tesir ederek gözlerin açılmasını sağlar. Bu işlem bütün filtrelere yukarıya doğru uygulanır. Neticede kuyuda dolgular meydana geleceğinden basınçlı hava ile temizlik ve inkişafa devam edilir.
Hava ile inkişaf  uygun inkişaf takımı ile yapılır. Teçhiz borusunun kolon borusu
gibi kullanılarak kuyuya sadece hava borusu indirilmesine açık inkişaf, kolon borusu ve hava borusunun beraber indirilmesine kapalı inkişaf diyoruz. Her iki durumda da inkişaf takımının su içerisinde kalan kısmının toplam takım uzunluğuna oranı %60 olmalıdır. Bu durumda randıman alınabilir. İnkişaf işlemi uygun kompresör ile ve kuyudan temiz su alınıncaya kadar devam eder.
İnkişaf işlemi derin kuyu pompaları ile aşırı pompaj yapılarak da olabilir. Bu yöntem ancak statik su seviyesinin kuyu tabanına yakın olduğu ve havalı inkişafın netice vermediği durumlarda uygulanmalıdır.
Anlatılanların dışında, özellikle kireçtaşı gibi formasyonlarda asit, patlayıcı madde ve kimyasal yöntemlerle de inkişaf işlemi yapılabilmektedir.
6. Pompa Tecrübeleri
İnkişaf işleminden sonra sondaj kuyularının hidrolik özelliklerini tespit amacıyla su verim deneyleri yapılmalıdır. İnkişafta alınan ön bilgiler ışığında uygun motopomp monte edilerek kuyudan su çekilmesi ve izlenmesine pompa tecrübesi diyoruz. Tecrübe iki şekilde yapılır:
1. Sabit debili pompa tecrübesi,
2. Kademeli pompa tecrübesi,
İdeal olanı her iki şekilde de tecrübenin yapılmasıdır. Elde edilen bilgiler neticesinde istihsal kuyusunun azami randımanla çalıştırılması ve uygun motopompun seçilmesi sağlanır.
7. Kuyu LOĞU
Kuyu logları sondaj kuyularının açılması esnasında karşılaşılan tüm olayların ve uygulanan tüm işlemlerin ayrıntılı yer aldığı bir bilgi formudur. Bir kuyu logunda; açılış tarihi, açan makina, kuyunun yeri, çapı, teçhiz planı, geçilen formasyonlar, inkişaf ve pompa tecrübesi değerleri ile kimyasal ve bakteriyolojik analiz neticeleri yer alır. Kuyu logları, kuyunun işletme safhasındaki olaylar ve karar açısından büyük önem taşır. Kuyu logu, pompa seçiminde, zaman içinde meydana gelebilecek dolguların, debi azalmalarının nedenleri ve çözümleri hakkında doğru kararlar alınmasına aynı zamanda her türlü tahlisiye işleminin doğru yapılmasına yardımcı olur.
8. Pompa Montajı
Her hangi bir sondaj kuyusuna pompa seçilmesinden önce kuyu logu dikkatli incelenmelidir. Ancak uygulamada kuyu sahibine log bile verilmediğine sıkça rastlanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı bilgiler elde edilememekte ve uygun pompa ve zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu durumda şu hususlara dikkat edilmelidir:
1. Kuyu çapı ve derinliği tahkik edilmelidir. Bunun için iki ucu konik sağlam yapılmış bir mastar kuyuya sağlam bir iple sarkıtılabilir. Bunun çapı kuyu çapından 1" küçük olmalıdır. Böylece kuyu çapı, kuyudaki kaynak çapakları veya borudaki ezilmeler tahkik edilmiş olur. Ayrıca kuyuda eğrilikler varsa fikir verebilir.
2. Teçhiz borusunun yüzeyde etrafı incelenerek kuyu çapı hakkında fikir edinilebilir. Ayrıca çakılamaya bakılır.
3. Kompresörle temizlik ve inkişaf yapılıp yapılmadığı tetkik edilir.
4. Kimyasal analizler incelenir, yoksa fikir sahibi olmaya çalışılır. Ayrıca kuyudan temiz su alınıp alınamayacağı, silt sorunu bulunup bulunmadığı tetkik edilmelidir. Yapılan bu incelemeler sonucunda yine de sağlıklı bilgiler alınamıyorsa yeniden kompresörle temizlik ve inkişaf yaptırılmalıdır. Pompa tecrübesi yok ise inkişaf değerlerinden bir neticeye gidilebilir.

 , Ankara - Ocak 1996)

Arkadaşımıza bu yazısından dolayı çok teşekkürler.

 
 
Naci YILMAZ

 
 
 
 
 
 
 
 
Altyapı ONTEK